Bakiyetullah


HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN MANEVİ ÖZELLİKLERİ

AHLAKININ PEYGAMBERİMİZ (SAV)’ E BENZEMESİ

Hz. Mehdi (a.s.) Allah’a karşı son derece boyun eğicidir. Ahlak bakımından Peygamber (sav)’e benzer.
(Kıyamet Alametleri, Berzenci, sf.163)

Ahlakı benim ahlakım olan bir evladım çıkacak.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 21)

Peygamberimiz (sav)’in üstün ahlakı Kuran’da şöyle haber verilmiştir: Şüphesiz sen üstün ve pek yüce bir ahlak üzerindesin. (Kalem Suresi, 4)


AHLAKININ İNANANLARA ÖRNEK OLMASI

İlahi feyz ona ulaşır. Dini ilimleri ve örnek ahlakı telakki eder. (Allah’tan alır.)
(Konavi Risalet-ül Mehdi, sf. 161 B)

Kuran’da Peygamber Efendimiz (sav)’in de samimi olarak iman edenler için en güzel örnek olduğu bildirilmiştir:

Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)

MÜCADELECİ VE CESUR OLMASI

Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçirmeyeceği Ehl-i Beytime (soyuma) mensup birisi sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir.
(Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 13)

Hz. Mehdi (a.s.) işi sıkı tutacak.
(Kıyamet Alametleri, Berzenci, sf. 175)

İnsanlar hakka dönünceye kadar (fikri) mücadelesine devam edecektir.
(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 23)

Hz. Mehdi (a.s.) hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 24)

Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır.
(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39)

Allah Kuran’da pek çok ayette elçilerinin güzel ahlakı ve cesur karakterlerinden bahsetmektedir. Elçiler kavimlerinin tüm inkarlarına, alaylarına, tuzaklarına ve saldırılarına en güzel şekilde karşılık vermişler ve her zaman Allah’ın yardımıyla galip gelmişlerdir.

Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme. (Hicr Suresi, 94)

Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur’an’la) büyük bir cehd et. (Furkan Suresi, 52)

Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve elçisinin çağrısına icabet edenler, içlerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardır. (Ali İmran Suresi, 172)

HZ. MEHDİ’NİN ALLAH’TAN ÇOK KORKMASI

Hz. Mehdi (a.s.), gerges kuşunun kanadı ile titremesi gibi Allah’tan çok korkan bir kimsedir.
(Nuaym b. Hammad, vr 91a)

Allah’a karşı son derece boyun eğicidir.
(Kıyamet Alametleri, sf.163)
HZ. MEHDİ’NİN ÇOK MERHAMETLİ OLMASI

Hz. Mehdi (a.s.), o kadar merhametli olacaktır ki, zamanında bir kimsenin bile burnu kanamayacaktır.
(El-Kavlu’l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 42)

… Yoksullara karşı çok merhametli olması, Hz. Mehdi (a.s.)’nin alametlerindendir.
(Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

… Mazlumlara karşı da çok merhametli olmasıdır.
(Nuaym b. Hammad, vr. 50b; Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Büyük İslam alimi Muhyiddin Arabi ise Hz. Mehdi (a.s.)’nin özelliklerini sıralarken, onun üstün merhamet anlayışından şöyle bahsetmektedir:

1. Basiret sahibi olması

2. İlahi kitabı anlaması

3. İlahi Kelam’ın manasını bilmesi

4. Tayin edeceği kimselerin hal ve hareketlerini bilmesi

5. Öfkelendiğinde bile merhamet ve adaletten ayrılmaması

6. Varlıkların sınıflarını bilmesi

7. İşlerin girift taraflarını bilmesi

8. İnsanların ihtiyacını iyi anlaması

9. Bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilen gaybi ilimlere vukufu bulunması. Çünkü ancak o sayede yeni yeni zuhur edilecek meseleleri halledebilir.
(Kıyamet Alametleri, sf. 189)
İSLAM’I KORUMA HİSSİNİN GÜÇLÜ OLMASI

Hz. Mehdi (a.s.)’nin hamiyet duygularının çok güçlü olacağı hadislerde bildirilmiştir. İslam aleyhinde yapılacak her türlü sözü tam olarak cevaplandıracak, her türlü hareketi tamamen etkisiz hale getirecektir.

İslam’ın aleyhine söylenecek bir söz bile ona ağır gelir.
(El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf.30)
KİMSEYE TENEZZÜL ETMEMESİ

O, benim ümmetimden, tenezzül etmeyen (Allah’tan başka hiçbir varlığa minnet duymayan) bir adamdır.
(Suyuti, el-havi, 2/24)


İHTİYAÇLARINI İNSANLARA BİLDİRMEZ

Hz.Hüseyin (ra) soruldu: “İmam Mehdi hangi alametlerle bilinir?” Şöyle cevap verdi : “… İnsanlar ona muhtaç olurlar. O, ise insanlara ihtiyacını bildirmez.

(Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
SORUMLULUĞU ÜSTÜNE ALMASI

Her görevi üzerine alır ve zayıfa, düşküne yardım eder.

(M. Muhyiddin Arabi “Futuhat-El Mekkiye”, 366. bab, c. 3, sf. 327- 328)
VAKARLI (HALİM ve HEYBETLİ) OLMASI

Hz. Hüseyin (r.a.) soruldu: “İmam Mehdi hangi alametlerle bilinir?” Şöyle cevap verdi: “Gönül rahatlığı ve vakar (ağırbaşlı ve heybetli) sahibi oluşu ile , helal ve haramı çok iyi bilmesi ile tanınır.

(Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
ZALİME KARŞI HAKKI MÜDAFAA ETMESİ

Hz. Mehdi (a.s.) zalime karşı hakkı müdafaa edecektir. Hatta (zalim) bir insanın azı dişinde olan (haksız bir lokmayı) bile ondan çekip alacak ve sahibine iade edecektir.
(En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal )
İNSANLARA İHSANDA BULUNMASI

Zamanın inkitaa uğradığı (sistemlerin değiştiği) bir dönemde, Mehdi denen bir adam gelecek ve ihsanı bol ve güzel olacak. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 14)

O, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek ve ihsanı karşılıksız olacaktır.
(El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf.24)
CÖMERT OLMASI

Ahir zamanda bir halife olacak, malı sayıp hesap etmeden taksim edecektir.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 15)

Emirlerinizden bir emir olacak ki, malı saymayacaktır. Birisi ondan mal istediğinde, “Al” der. O da elbisesini yayar ve o da doldurur.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 15)

Alıntı: http://www.hazretimehdi.com/manevi.php

Reklamlar

MEHDİLİK NE DEMEKTİR?

Ahir zaman ve Mehdiyet kavramları bazı insanlar için çok tanıdık olmayabilir. Bu nedenle öncelikle bu iki kavramı açıklamakta yarar vardır. Ahir zaman sözü, “son dönem” anlamına gelir. İslam’a göre ahir zaman, kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının hakim olacağı ve insanlar arasında çok yaygın olarak yaşanacağı bir dönemi ifade eder.

İnsanların hayalinde her zaman için daha güzele, daha iyiye yönelik bir özlem bulunmaktadır. Daha güzel bir manzara, daha güzel bir yiyecek, daha iyi ve toplumsal sorunların yaşanmadığı bir hayat, refah, huzur, bolluk, güzellik… İşte ahir zaman da tüm bu “daha iyi”, “daha güzel” kavramlarını içinde barındıran bir çağı ifade eder. Ahir zaman, sıkıntının ve kıtlığın yerini bolluğun ve bereketin, adaletsizliğin yerini adaletin, ahlaksızlığın yerini güzel ahlakın, kargaşanın yerini barışın ve huzurun aldığı ve tüm inanan kulların asırlardır özlemini duydukları, İslam ahlakının hakim olduğu kutlu bir dönemdir.

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde bu dönemi ve özelliklerini açıklayan detaylı anlatımlar yer alır. Peygamberimiz (sav)’in ardından bazı İslam büyükleri de ahir zaman hakkında önemli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu anlatımlara bakıldığında, ahir zamanın, birbirini izleyecek olan bir takım önemli olay ya da süreçlerle dolu olduğunu görürüz. Ahir zaman dünyanın önce büyük bir bozulma ve karmaşa yaşadığı, ancak sonra da gerçek dinin yaşanmasıyla kurtuluşa kavuştuğu bir dönemdir.

Ahir zamanın ilk aşamasında, dünya Allah’ı inkar eden bir takım felsefi sistemler nedeniyle dejenere olacaktır. İnsanlar yaratılış amaçlarından uzaklaşacak, bunun sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma oluşacaktır. Büyük felaketler, savaşlar ve acılar yaşanacak, insanlar “Nasıl kurtuluruz?” sorusunun cevabını arayacaklardır.

Ahir zamanın bu dönemi, aynı zamanda dinin de dejenere edildiği bir dönemdir. İslam dini, içine sokulan birtakım hurafeler ve batıl inanışlar nedeniyle aslından uzaklaştırılmıştır. Dindarlık adı altında tutuculuk ve ikiyüzlülük yapan bazı kimseler bu hurafeleri daha da yaygınlaştırmak için çabalamakta, İslam’ın özündeki güzel ahlakın kavranmasına engel olmaktadırlar. Bir yanda ateizmi ve dinsizliği telkin eden felsefeler, öte yanda da dini içten tahrip eden bu tutucu güçler, insanlığı büyük bir karanlığa sürüklemiştir.

Ancak Allah, ahir zamanın bu büyük karmaşası içindeki insanları kurtuluşa ulaştıracaktır. Yolunu şaşırmış olan insanlığı doğru yola davet etmek için, “Mehdi” (doğruya götüren) sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır. Hz. Mehdi (a.s.), önce İslam dünyasının içinde fikri bir mücadele yürütecek ve İslam’ın aslından kopmuş olan Müslümanları gerçek imana ve ahlaka döndürecektir. Hz. Mehdi (a.s.)’nin bu noktada üç temel görevi vardır:

1. Allah’ı inkar eden ve dinsizliği destekleyen felsefi sistemlerin çürütülmesi.

2. İslam’ı, onu dejenere etmiş olan ikiyüzlü kimselerin boyunduruğundan kurtararak hurafeciliğe karşı mücadele edilmesi. Kuran’ın hükümlerine dayanan gerçek İslam ahlakının ortaya çıkarılması ve uygulanması.

3. Tüm İslam dünyasını siyasi ve sosyal yönlerden güçlendirmesi, huzur, güvenlik ve refah sağlaması, toplumsal sorunları çözmesi.

Hadislerde bildirildiğine göre, Hz. Mehdi (a.s.)’yle aynı dönemde dünyaya yeniden dönecek olan Hz. İsa ise, özellikle Hıristiyan ve Yahudi dünyasına hitap edecek, onları içine düştükleri hurafelerden sıyrılıp Kuran’a göre yaşamaya çağıracaktır. Hıristiyanların Hz. İsa’ya uyması ile birlikte, İslam ve Hıristiyan dünyaları tek bir inançta birleşecek ve dünya “Altınçağ” olarak anılan büyük bir barış, güvenlik, mutluluk ve refah dönemi yaşayacaktır.

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde ahir zamanın başlangıç alametleri ile ilgili çeşitli açıklamalar mevcuttur. Ayrıca Kuran’da da bu döneme işari manada bakan ayetler vardır. Bu bölümde çeşitli ahir zaman alametleri, hadisler ve Kuran ayetleri doğrultusunda açıklanmaktadır.

Alıntı: http://www.hazretimehdi.com/ahrzamanvemehdi01.html


İMAM MUHAMMED MEHDİ ALEYHİSSELAM'IN DUALARI

Dünya ve Ahiret İşleriyle İlgili Dua

“Allah’ım, bize, sana itaat etmek muvaffakiyetini, isyandan uzaklaşmayı, niyetin doğruluğunu ve ihtiramları korunması gereken kimseleri tanımayı ihsan et; bize hidayete erişmek ve ona sabit kalmakla ikramda bulun; dillerimizi doğruluk ve hikmetle güçlendir; kalplerimizi ilim ve mârifetle doldur; karınlarımızı haramdan ve şüpheli şeylerden arıt; ellerimizi zulüm ve tecavüzden alıkoy; gözlerimizi kötülüklerden ve hıyanetten koru; kulaklarımızı boş söz ve gıybete kapat.

Alimlerimize, dünyaya düşkün olmamayı ve hayırseverliği; öğrencilere ciddi çalışmayı ve rağbeti; dinleyenlere uymayı ve öğüt almayı ihsan et.

Müslümanların hastalarına şifa ve rahatlık, ölülerine şefkat ve rahmet, yaşlılarımıza vakar ve ağır başlılık, gençlerimize hakka dönüş ve tövbe, kadınlarımıza haya ve iffet, zenginlerimize alçak gönüllülük ve cömertlik, fakirlerimize sabır ve kanaat lütfet.

Gazilere galibiyet, tutsaklara kurtuluş, emir sahiplerine adalet ve şefkat, emir altındakilere (halka) insaf ve güzel huy nasip et.

Hacılara, ziyaretçilere, yol azıkları ve nafakalarını bereketli kıl; onlara farz kıldığın hac ve umreyi eda etmelerini müyesser eyle; ey merhametlilerin en merhametlisi, fazlın ve rahmetinle dualarımızı kabul buyur.”

Al-i Yasin Duasıyla Meşhur Olan Peygamber ve Ehl-i Beyt’ine Salavat Gönderme Hakkındaki Dua

“Selam olsun Al-i Yasin’e (Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyt’ine); selam olsun sana ey Allah’ın davetçisi ve ayetlerinin mazharı; selam olsun sana ey Allah’ın rahmet kapısı ve O’nun dininin koruyucusu; selam olsun sana ey Allah’ın halifesi ve hakkın yardımcısı; selam olsun sana ey Allah’ın hücceti ve iradesinin (rızasının) kılavuzu.

Selam olsun sana ey Allah’ın kitabını okuyan ve onu açıklayan; selam olsun sana gece ve gündüz saatlerinde; selam olsun sana ey Allah’ın yeryüzündeki son hücceti; selam olsun sana ey Allah’ın ruhlar aleminde kullardan aldığı ve sağlamlaştırdığı misakı; selam olsun sana ey Allah’ın kefil olduğu vaadi.

Selam olsun sana ey dikilmiş bayrak, bağışlanmış ilim, halkın sığınağı, Allah’ın geniş rahmeti ve kesin olan vaadi.

Selam olsun sana kalktığında ve oturduğunda, selam olsun sana (Kur’an) okuyup açıkladığında, namaz kılıp ve kunut tuttuğunda, rüku ve secde ettiğinde; selam olsun sana la ilahe illallah ve Allah-u Ekber dediğinde, selam olsun sana, hamd ettiğinde ve mağfiret dilediğinde; selam olsun sana sabahladığında ve akşamladığında; selam olsun sana gecenin karanlığında ve gündüzün aydınlığında.

Selam olsun sana ey güven kaynağı İmam; selam olsun sana her halinde ey ümit kaynağı olan öncü.

Ey velim. Sen şahit ol ki, şüphesiz ben Allah’tan başka bir ilahın olmadığına, O’nun tek olup ortağı bulunmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna, ondan ve Ehl-i Beyt’inden başka bir habibin ol-madığına tanıklık ediyorum.

Sen ey velim! Sen şahit ol ki, Emir-ul Müminin Ali, Hasan, Hüseyn, Ali b. Hüseyn, Muhammed b. Ali, Cafer b. Muhammed, Musa b. Cafer, Ali b. Musa, Muhammed b. Ali, Ali b. Muhammed, Hasan b. Ali Allah’ın hüccetleridir; senin de Allah’ın hücceti olduğuna şehadet ediyorum.

Yine şehadet ediyorum ki, ölüm haktır, nekir ve münker haktır, (öldükten sonra) haşrolmak haktır, sırat haktır, mizan (terazi) haktır, dirilmek haktır, hesap haktır, cennet ve cehennem haktır, cennetle müjdelenmek ve cehennemle korkutulmak haktır.

Ey velim! Sizinle muhalefet eden bedbaht olmuştur, size itaat eden mutluluğa ermiştir. Öyleyse seni şahit kıldığım şeyde tanıklık et. Ben senin dostunum, düşmanından uzağım. Sizin razı olduğunuz şey haktır, sevmediğiniz şey batıldır, emrettiğiniz şey maruftur (iyi ameldir) ve sakındırdığınız şey ise münkerdir.

Ey velim! Ben ortağı olmayıp tek olan Allah’a, O’nun elçisine (Peygambere), Emir-ul Müminin’e ve sizin hepinize evvelinizden sonuncunuza dek iman etmişim, yardımım sizin için hazırdır, dostluğum size halistir. Amin; ya Rabbel alemin. (Ya Rab! Bu dualarımı kabul buyur).”

Bu Ziyaretten Sonraki Dua

“Allah’ım, rahmetinin Peygamberi ve nurunun kelimesi olan Mu-hammed’e rahmet et. Kalbimi yakin, göğsümü iman, fikrimi sebat, azmimi ilim, kuvvetimi amel, dilimi doğruluk, dinimi katından olan ba-siret, gözümü ziya (ışık), kulağımı hikmet, dostluğumu Muhammed ve Âl-i Muhammed’e dostluk ve velayet nuruyla doldur; ki sana kavuşarak ahd ve misakına vefa etmiş olayım da rahmetin beni sarmış olsun; Ey Mevla! Ey övülmüş!

Allah’ım! Yeryüzündeki hüccetin, beldelerinde halifen, halkı yoluna çağıran, adaleti uygulamaya davet eden, halkı emrine sevk eden, mü’ minlerin velisi olan, kafirleri yok eden, karanlıkları aydınlatan, hakkı aşikar kılan, hikmet ve doğruyla konuşan, yeryüzündeki kelimen olan, korkarak emrini bekleyen, şefkatli veli, kurtuluş gemisi, hidayet nişanesi, ve halkın gözünün nuru olan ve (İmamet) ridasını giyen, üzüntüleri gideren, dünyayı zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi onu adaletle dolduracak olan Muhammed b. Hasan’a (Hz. Mehdi’ye) özel rahmetinle rahmet eyle. Şüphesiz sen her şeye kadirsin.

Allah’ım, evliyanın soyundan olan veline salat gönder; o evliya ki, onların itaatını farz ettin, onların hakkını gerekli kıldın, çirkinliği onlardan giderdin ve onları arındırdın. Allah’ım, ona yardımda bulun, onunla dinine yardım et, yine onunla dostlarına, Şiilerine ve yardımcılarına yardım et; bizi de onun yardımcılarından kıl.

Allah’ım, onu, her asi, azgın ve bütün yaratıklarının şerrinden koru. Onu önünden, arkasından, sağından, solundan koru. Onu himaye et, kötü bir şeyin ona ulaşmasına engel ol, onun vasıtasıyla Peygamberini ve Peygamberinin Ehl-i Beyt’ini (onların ortaya koyduğu mektebi) koru, onunla adaletini aşikâr kıl, onu yardımınla destekle; ona yardım edene yardımda bulun, yardımlarını ondan kesenleri yardımcısız bırak; onunla küfrün elebaşlarını yok et; onun vasıtasıyla, yeryüzünün doğusunda ve batısında, karasında ve denizindeki kafir ve münafıkları ortadan kaldır, onun vesilesiyle yeryüzünü adaletle doldur ve peygamberin olan Muhammed’in dinini aşikar et.

Allah’ım! Beni, onun yardımcı, Taraftar ve takipçilerinden kıl; Al-i Mu-hammed’in arzu ettikleri ve düşmanlarının korktukları şeyi (mevlamızın zuhuruyla) bana göster; ey celal ve kerem sahibi ve rahmet edenlerin en merhametlisi olan Allah, duamı kabul buyur.”

Üzüntülerin Giderilmesi Hakkındaki Dua

“Allah’ım; bela (ve imtihan) büyümüş, İmamımızın gizliliği aşikâr olmuş, umutlar kesilmiş, perdeler kalkmış, yeryüzü daralarak göğün rahmeti önlenmiş; ey Rabbim, yardım dilenilecek, kendisine şikayet gö-türülecek, zorlukta ve kolaylıkta dayanılacak olan sensin.

Allah’ım! Muhammed ve Al-i Muhammed’e rahmet eyle, onlara itaat etmeyi bizlere farz kıldın, bu vesileyle onların makamlarını bize ta-nıttın; öyleyse onların hakkı hürmetine göz yumup açmak gibi veya daha kısa bir zamanda gam ve üzüntüyü bizden gider.

Ey Muhammed, Ey Ali, sorunumun çözümü için bana yetin çünkü siz yeterlisiniz; bana yardım edin çünkü siz yardım edensiniz. Ey Mev-lam, ey zamanın sahibi olan İmam, benim feryadıma yetiş, benim feryadıma yetiş, benim feryadıma yetiş.”

Şerden Korunmak Hakkındaki Dua

“Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla. Ey kulların sahibi, ey küfür gruplarını yenilgiye uğratan, ey kapıları açan, ey sebepleri var eden! La ilahe illallah, Muhammed’un Resulullah hakkı hürmetine bizim elde etmeye kadir olmadığımız bir sebep var et. Allah’ın salat ve selamı Mu-hammed ve O’nun evladına olsun.”

Meb’as Günündeki Dua

Hz. Mehdi’nin 3. naibi olan Ebu’l Kasım Hüseyn bin Ruh İmam Mehdi’nin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Recep ayının 27’sinde on iki rekat namaz kıl, her iki rekattan sonra şöyle de:

“Hamd Allaha ki, oğul edinmemiştir, mülkünde ortağı yoktur ve acizlik yüzünden kendine dost da edinmemiştir. Pek büyük bil O’nu ve büyüklüğünü de bildir.” (İsra/111)

“Ey ömür boyunca azığım, ey zorlukta sahibim, ey velinimetim, ey istek anında imdatçım, ey ihtiyaç zamanı çarem, ey gıyabımda koruyucum, ey yalnızlıkta bana yeterli olanım, ey tehlike anında munisim! Sen ayıbımı örtensin; öyleyse sana hamd olsun. Sen, sürçmemden vazgeçensin; öyleyse övgü sana mahsustur. Sen, yıkıldığımda üzüntümü giderensin; öyleyse hamd sana layıktır.

Muhammed ve Al-i Muhammed’e salat gönder; ayıbımı ört, korkuma güven bağışla, yanılmamı affet, günahlarımı bağışla, kötülüklerimden geç ve beni cennet ehlinin arasına al; cennet ehline verdiğin doğru vaad üzere.”

Namaz ve duadan sonra, Hamd, İhlas, Kafirun, Nas, Felak, Kadr sureleri ve Ayet-el Kürsiyi yedi defa oku, sonra yedi defa da şöyle de: “Allah, Allah, benim rabbimdir, O’na bir şeyi ortak koşmuyorum.” Sonra istediğin şeyi iste.

Gaybet Dönemindeki Dua

Merhum Şeyh Saduk, Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’ın Gaybet-i Suğra dönemindeki özel naiblerinden şu duayı İmam Mehdi’den nakletmektedir:

“Allah’ım, kendini bana tanıt, eğer kendini bana tanıtmazsan resulünü tanıyamam; Allah’ım resulünü bana tanıt, eğer resulünü bana tanıtmazsan hüccetini tanıyamam; Allah’ım hüccetini bana tanıt, eğer hüccetini tanıtmazsan dinimden saparım; Allah’ım cahiliye ölümüyle beni öldürme; ve hidayet ettikten sonra kalbimi kaydırma.

Allah’ım, beni hidayet etmenle Peygamberden sonra itaat etmeyi bana kıldığın farzı kabul ettim. Böylece emir sahibi olan Emir-ul Müminin Ali’nin, Hasan ve Hüseyn’in, Ali ve Muhammed’in, Cafer ve Musa’nın Ali ve Muhammed’in, Ali ve Hasan’ın ve Hüccet’ul Kaim’il Mehdi’ nin -senin selamın onların hepsine olsun- velayetlerine boyun eğdim ve onlara uydum.

Allah’ım, öyleyse beni dininde sabit kıl, itaatinde gayretlendir, kalbimi veliyy-i emrine karşı yumuşak kıl, yaratıklarını sınadığın şeylerden beni muaf et, halktan gizlediğin ve senin izninle onlardan gayıb olan ve (zuhur etmek için) emrini bekleyen veliyy-i emrine itaat etmekte beni sabit kıl. Allah’ım, velinin işini aşikâr etmek ve gaybet perdesinden çıkarak kıyam etmesi için izin vereceğin uygun zamanı sen (daha) iyi bilirsin. Öyleyse bu gaybete karşı beni sabırlı kıl, ki ertelediğin şeyin çabuk olması ve çabuklaştırdığın şeyin ertelenmesini istemiyeyim, örttüğün şeyin perdesini kaldırmayayım, sakladığın şeyi araştırmayayım, tedbir ve kararın hususunda seninle münazaa etmeyeyim, “Niçin, nasıl ve neden dolayı veliyy-i emrin zuhur etmiyor, oysa ki yeryüzü zulümle dolmuştur?” demeyeyim ve bütün işlerimi sana bırakayım.

Allah’ım, ben velliyy-i emrini açıkça ve emrini uyguladığı halde bana göstermeni istiyorum. Şunu da biliyorum ki, güç, kudret, burhan, hüccet (delil), meşiyyet ve irade senin elindedir. Öyleyse veliyy-i emrini, açıkça konuşabildiği, nişanelerinin belirginleştiği, sapıklığı yok edip hidayete sevkettiği ve cehaletten kurtardığı halde onu görebilmeyi bana ve bütün müminlere nasib eyle.

Ey Rabbim, onun açıkça görülmesini muyesser eyle; onu görmekle bizi, gözleri aydınlanan kimselerden kıl, bizi onun hizmetinde bulundur; onun yolu üzere öldür, onun grubunda haşret.

Allah’ım onu, bütün yaratıklarının şerrinden koru; onu kendi korumanla, önünden, arkasından, sağından, solundan, yukarısından ve aşağısından koru; öyle korumakla koru ki, artık onunla koruduğun kimse yok olmaz; bu yolla da Resulünü ve resulünün vasisinin yolunu sağlamlaştır.

Allah’ım, onun ömrünü uzat, ömür süresini artır, veli ve önder kıldığın şeyde ona yardımda bulun, ona ikramını çoğalt. Çünkü o doğru yol bulmuş hidayetçi, hidayet olmuş kıyam edici, pâk, muttaki, tertemiz, (Rabbinin verdiğine) razı ve hoşnut, sabreden, çaba gösteren ve çok şükredendir.

Allah’ım, gaybet zamanının uzaması ve haberinin bizden kesilmesinden dolayı yakini bizden alma; onu anmayı, onu beklemeyi, ona iman etmeyi, zuhur edeceğine yakini olmayı, ona dua etmeyi, ona salat göndermeyi bize unutturma; gaybetinin uzamasıyla, zuhur ve kıyamından bizi umutsuz etme; onun hakkındaki yakinimizi, Resulünün kıyamına ve indirdiğin ayetlere olan inancımız gibi sağlam kıl. Kalplerimizi ona iman etmede güçlü kıl; bizi onun eliyle hidayet et, büyük ve doğru yola götür. Bizi ona itaat etmekte güçlü ve ona uymakta sebatlı kıl. Yine bizi onun hizbinde, ona yardım edenler ve onun işine razı olanlar arasında kıl.

Bu inancı hayatta ve ölüm anında bizden alma; bu inançta şüphe etmediğimiz, ahdi bozmadığımız, şüpheye kapılmadığımız ve onu yalanlamadığımız halde canımızı al.

Allah’ım, onun ferecini yakınlaştır, yardımınla onu te’yit et; ona yar-dım edenlere yardımda bulun, yardım etmeyerek onu yalnız bırakanları yalnız bırak; onunla düşmanlık yapan ve onu tekzip edenlere gazap et; onunla hakkı aşikar kıl; onunla zulmü yok et; onun vesilesiyle mümin kullarını zilletten kurtar; beldeleri ihya et, azgınları öldür, dalalet başlarını kır, zalim ve kafirleri zelil et, münafıkları, ahdi bozanları ve yeryüzünün doğusunda ve batısında, denizinde ve karasında, dağında ve ova-sında olan bütün mülhitleri (kafirleri) yok et; ta ki, onlardan hiç kimse ve hiç bir eser baki kalmasın. Beldelerini onlardan temizle ve kullarının gönüllerine, onların yok olmasıyla şifa ver.

Onun vesileyle dininden mahvolanı yenile, hükmünden ve dininden değişeni ıslah et; ta ki, onun vesilesi ve onun eliyle dinin yepyeni olsun; onda hiç bir eğrilik ve bid’at kalmasın; öyle ki, onun uyguladığı adalet ile kafirlerin ateşlerini söndüresin. Şüphesiz o, kendin için halis kıldığın (seçtiğin), dininin yardımı için razı olduğun, ilminle seçtiğin, günahlardan koruduğun, eksikliklerden münezzeh ettiğin, gizlilere vakıf kıldığın, kendisine nimet verdiğin ve pisliklerden arıttığın kulundur.

Allah’ım, öyleyse ona, onun tertemiz olan babalarına ve seçkin şiilerine salat gönder, onları en üstün arzularına ulaştır ve bu duayı bizden, her çeşit şüphe, riya ve şöhretten halis kıl; ta ki, bu duâ vasıtasıyla senden başkasını kastetmeyelim ve senin rızandan başkasını istemeyelim.

Ey Allah; Peygamberimizi yitirmiş olmamızı, velimizin (önderimizin) gaybetini, zamanın bize olan zorluğunu, fitnelerin üzerimize çökmesini, düşmanların bize karşı birbirlerine destek olmalarını, onların çok bizim ise sayımızın az olmasını sana şikayet ediyoruz. Allah’ım, öyleyse onu, acil bir zafer, senden taraf güçlü bir yardım ve adaletçi bir İmamın zuhuruyla gider; ey alemlerin Rabbi olan hakkın ilahı!

Allah’ım, adaletini kullarının arasında aşikar etmede ve beldelerindeki düşmanlarını öldürmede kendi veline izin vermeni istiyoruz; ta ki, zulüm için, kırmadığın hiçbir temel, yok etmediğin hiçbir yapı, zayıflatmadığın hiçbir güç, yıkmadığın hiçbir direk (destek), köreltmediğin hiçbir kılıç ve silah, devirmediğin hiçbir bayrak, öldürmediğin hiç bir kahraman, hor ve hakir etmediğin hiçbir ordu bırakmayasın.

Ey Rabbim, onları parçalayıcı taşınla taşla, keskin kılıcınla onları vur, suçlulardan geri dönmeyecek gazabınla onları cezalandır, kendi düşmanlarını, dinin düşmanlarını ve Resulünün düşmanlarını, velinin ve mümin kullarının eliyle cezalandır.

Ey Allah; velini, yeryüzündeki hüccetini, düşmanlarının korkusundan emanda kıl; ona mani olana mani ol; ona hile yapana hile yap; ona kötü kasıtta bulunanı bedbahtlığa düşür; fesatlarının kökünü ondan kes; onun vesilesiyle düşmanların kalplerini korkut, ayaklarını sars, açıkça ve aniden onları azabına düçar et. Azabını onlara şiddetlendir, kullarının arasında onları zillete düşür, beldelerinde onlara lanet et, cehennemin en aşağı tabakasında onlara yer ver, en şiddetli azabını onlara indir, onları ateşe at, ölülerinin kabirlerini ateşle doldur, onları yakıcı ateşine vasıl et; çünkü onlar namazı zayi ettiler, heva ve heveslerine uydular, seçkin kullarını hor ve hakir ettiler.

Allah’ım, velin vesilesiyle Kur’an’ı ihya et, karanlığı olmayan ebedi nurunu bize göster, onun vesilesiyle ölü kalpleri dirilt, yanan göğüslere şifa ver, dağınık fikirleri hak üzere topla, tatil olan hadleri (şer’i tazirleri) ve terk edilmiş hükümleri ikame et; ta ki, zahir olmamış hiç bir hak ve parlamamış hiç bir adalet baki kalmasın.

Allah’ım bizi, onun yâranlarından, onun hükümetini takviye eden, onun emrini yerine getiren, onun işine razı olan, onun verdiği hükümlere teslim olan ve yaratıklarından (korkarak) takiyyeye ihtiyaç duymayanlardan kıl.

Ey Rabbim, kötülükleri gideren, çağırdığında çaresiz kalana icabet eden, büyük sıkıntılardan kurtaran sensin. Öyleyse her çeşit zararı velinden uzaklaştır, vaadettiğin gibi onu yeryüzünde halifen kıl.

Allah’ım, bizi, Al-i Muhammed’in düşmanlarından kılma, Al-i Muhammed’e kin besleyenlerden de kılma; ben bundan sana sığınıyorum; öyleyse beni koru; sana sığınıyorum, öyleyse bana sığınak ver.

Ey Rabbim; Muhammed ve Al-i Muhammed’e salat gönder; beni onların makamı hürmetine dünya ve ahirette kendi katında kurtuluşa eren ve mukarreblerden kıl.”